Özgürlükler, her zaman kişiler tarafından değişik şekillerde tanımlanmıştır. Kişisel özgürlükler nereye kadar genişleyebilir? Ya da özgürlük sandığımız şeyler aslında sadece birer ilüzyondan mı ibaret?
Bugünlerde çok sözü geçen anayasa referandumundan bahsetmek istiyorum. Malumunuz olduğu üzere, bir çok kaynak tarafından çok çeşitli şekillerde yorumlanan bir süreç.
Evet diyen de var, hayır diyen de, oy vermeyeceğiz diyende.
Demokratik hakların en temeli olan "oy vermeyeceğiz" diyen grubu zaten burada dikkate almıyoruz. Göz göre göre en temel oy verme hakkından vazgeçen/vazgeçirilen kişiler için "özgürlük" kelimesinin bir değeri olmamalı bence.
Evet ve hayır ikilemine gelelim.
Değişikliğe sunulan 25 maddeden 3 tanesi hariç geri kalanları zaten %100 ün evet demesi gereken maddelerdir. Ancak geride kalan, toplu sözleşme, HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili değişikliklere bakalım.
22 maddenin hemen hepsi, anayasada bir ve ya bir kaç cümle olarak yer bulurken, yukarıda adı geçen maddeler sayfalarca uzunlukta ve derin bir hukuksal jargon ile hazırlanmış. Belli bir eğitim seviyesinde (öğretim demiyorum dikkat) olmayan bir insanın anlaması çok güç.
Burada, bu maddelerin ne olduğuna girmeyeceğim, çünkü zaten bunların ne olduğu konusunda araştırma ve okuma yapmamışsanız, ne bundan sonra yazacaklarım hakkında fikir sahibi olabilirsiniz, ne de neye oy vereceğiniz hakkında fikriniz vardır.
Hayır'cıların bu noktadaki savunması tüm hukuki kurumların siyasetin kontrolü altına gireceğidir. Matematiksel olarak incelendiğinde Anayasa mahkemesinin çoğunluğunu Cumhurbaşkanı kendisine önerilen farklı sayılardaki adaylar arasından seçecek. Mevcut Cumhurbaşkanımızın da geçmişteki siyasi görüşü ve mevcut şartlarda aldığı pozisyonda göz önüne alınırsa bu haklı bir çekince doğurabiliyor.
Evet'cilerin savunması ise gerek Anayasa gerekse de HSYK nın üyelerinin zaten belli konularda "taraf" olduğu yönünde ve bunun değişmesi gerektiği konusundaki haklı yorumlarıdır. Haklıdırlar, üyeler taraftır. Ancak sanıldığınına aksine, solcu sağcı şeklinde bir taraf değil, inanç boyutunda bir taraftarlıktır bu ve incelenmesi gereken bir konudur.
Buradaki esas olan, kişilerin hak ve özgürlüklerinin anayasa ile koruma altına alınmasına rağmen, kanundışı izlemeler, dinlemeler, basına servisler ile kişilerin özgürlüklerinin ne kadar çiğneneceğidir.
Siz anayasaya istediğiniz kadar "kişisel bilgiler koruma altındadır" diye madde koyun. Birileri tutupta sizi kanundışı yollarla takip eder, ve yasal kurumlar (gazeteler dergiler televizyonlar hukuk!) buna prim verirse, anayasa değişikliği, hepimizin zamanını ve parasını yemekten öteye gitmeyecek bir fuzuli iş olarak tarihteki yerini alır.
Dürüst konuşmakta gerekirse, mevcut durumlarda bir çok konunun nasıl işine gelmeyenler tarafından umursanmadığı da göz önüne alındığında, bence bu değişiklikler sadece tozlu sayfalarda kalacak olan şeylerdir.